Dosya – Doğal Habitatından Koparılmış Bir Oyuncu Nelerle Oyalanır?

Şimdi şöyle bir durum farz edin: Bir süreliğine bilgisayarlara ve konsollara erişiminiz yok. Artık belki tatile gittiniz (Bu pandemide?!), belki trafikte kısılı kaldınız ve canınız sıkılıyor (Daha makul) ya da çocuk uyutmaya çalışıyorsunuz ve kucağınızdaki çocuk siz koltuğa oturur oturmaz “NANİ?!” nidasıyla gözlerini açtığından daha mobil bir şeyler arayışındasınız (Gülmeyin, yaşayan bilir). Canınız sıkkın, “Şöyle bir oyun olsa da açsam oynasam” derken elinizdeki tek araç olan telefona gözünüz takılıyor. Peki kendini “oyuncu” olarak gören ve hatta bunu meslek hâline getirmiş Oyungezer yazarları bu durumda hangi telefon oyunlarıyla oyalanıyormuş, ona bir bakalım dedik bu dosyamızda.

Legend of Solgard

Ben Might & Magic: Clash of Heroes hastası bir adamım. DS’te bitirdim, anlamsız biçimde Android’den kaldırılmadan önce telefonda bitirdim; yetmedi PC’de bitirdim. O da yetmedi, aynı tür ama Nors mitolojisini konu alan Legend of Solgard’a daldım. Bissürü oyun modu, emrimizde onlarca yaratık, şu bunaltıcı sıcaklarda insanın içine buz üfleyen Niflheim dünyası falan derken bir de bakıyorum toplamda yüzlerce saat gömmüşüm bu taktik strateji oyununa. Loncamla da başarıdan başarıya koşuyorum zaten, keyfim bir yerinde, bir yerinde sormayın gitsin. – Eser

Florence

Oyunlarda hikâye anlatmak her zaman kolay olmayabiliyor. Anlatım tekniği mekaniklere iyi yedirilmezse oyunun akışını bozabilir ve oyuncunun sinirine dokunabilir. Peki anlatım tekniğini mekaniklere yedirmek yerine direkt mekaniklerle bir hikâye anlatmaya çalışsak olmaz mı? Olur tabii! Florence bunu çok güzel bir şekilde becerdi. Hem de bu işi neredeyse hiç yazı kullanmadan yaptı. Kısa ve tatlı bir aşk hikayesi deneyimlemek isterseniz Florence’i kesinlikle bir şans verin! – Anton

Final Fantasy Brave Exvius

Square Enix’in telefon ekranına koskoca bir Final Fantasy dünyasını başarılı şekilde sığdırdığı oyunu Brave Exvius en eski FF’lerin klasik ama iyi çalışan sıra tabanlı savaş sistemine bel bağlarken aralara son model havalı animasyonlar atmayı, serinin külliyatından sevilen karakterleri gatcha mantığıyla toplatmayı da ihmal etmiyor (Sırf FF karakterleri de değil, geçen Fullmetal Alchemist etkinliği vardı mesela -Can). Brave Exvius sıkıldığınızda imdada süper yetişen bir oyun zira parça parça ilerleyebileceğiniz güzel bir öyküsü var, öyle çok para harcatmıyor ve enerjiniz kadar savaşa girebildiğinizden telefonun başında esir etmiyor adamı. – Eren E.

Horror in the Darkness

80’li yıllarda yazı tabanlı macera oyunları epey bir meşhurdu. Konsept ilgimi çekse de o tarz oyunları oynamayı bir türlü beceremedim. Haritayı akılda tutmak ve komutları tahmin etmeye çalışmak bir yerden sonra çok can sıkıcı bir hal alıyor benim için. Horror in the Darkness’ın geliştiricisi de benimle aynı duyguları paylaşıyor olmalı ki bu sorunları çözüp yazı tabanlı macera oyunlarını modernize etmiş. Yetmemiş üstüne bir de Lovecraft’tan esinlenerek çok güzel bir hikâye yazmış. Kitap, Lovecraft ve bulmaca kelimeleri sizi heyecanlandırıyorsa hemen indirin Horror in the Darkness’ı! – Anton

Pokémon GO

“Ohoo hâlâ mı Pokémon GO?” Yani, doğrusunu söylemek gerekirse öyle hiç aralıksız ve çılgıncasına oynanacak bir oyun değil Pokémon GO. Ama belli dozlarda, ara ara oynanırsa günlük spor rutinlerinizin arasına sızabilecek eğlenceli bir uğraş aslında. “Şu köşedeki Gym’e kadar yürüyüp alayım bari”, “Şurada raid varmış bak”, “Community Day’de Shiny yakalayalım” derken günlük atmam gereken 10,000 adım sınırına az buz katkısı olmadı şimdi.

Bir de kabul edelim ki, zaten Pokémon oyunları çocukluğunuza izini bıraktıysa kaptırıyorsunuz yahu işte oynarken. Kanto Pokédex’ini tamamlayayım, Hoen de eksik kalmasın diye başlıyorsunuz, sonra bir de bakmışsınız ki gecenin bir vakti “Mahallenin Valor’lu gençleri bizim Gym’i ele geçirdi” diye ayaklanmış en yakın Gym’e koşuyorsunuz… (Ben yapmadım ama yapan var tabii. Bizim evden arka taraftaki parkın Gym’ine ulaşılıyor zaten. Yattığım yerden gecenin 4’ünde dövüp atıyorum Valor’lu gençleri) – Can

The Room: Three

Boru sesi? Ti. Sonracığıma, delikli kumaş? Etamin. İtiraf ediyorum, hayatımda hiç çengel bulmaca tamamlayamadım. Ama The Room: Three’yi iki oturuşta falan bitirmiştim. Tam can sıkıntısı devası. Ödüllü bir oyun diyeyim, siz anlayın. Bulmacalar kafa kurcalayıcı, tasarımı ve görselliği harika, kendince bir hikayesi de var. Biraz gizemli ama korku oyunu değil… Özellikle otobüs yolculuğu yapacaksanız ve yolunuz da uzunsa bir göz atın The Room serisine. Ama mola yerlerini kaçırmayın, dikkat edin. – Gülhis

Genshin Impact

Genshin Impact’i tabletime ilk neden yükledim net hatırlamamakla beraber yükledikten sonra tablette en uzun süre oynadığım oyun olmayı rahatlıkla başardı diyebilirim. Oyun siz hiç para harcamasanız da yeterince sabırlıysanız ilerleyen bir yapıda ve esas olayı gatcha mantığıyla karakter toplamak. Tabii karakter deyip geçmeyin Genshin Impact’in karakterleri fark farklı güçleriyle hem dünyadaki türlü çeşitli bulmacaları çözmenize hem de zorlu bossları kesmenize yarıyor ki dünyayı gezmek inanılmaz zevkli oyunda. Hani utanmasam Breath of the Wild tadında ortam yapmışlar diyeceğim, o derece renkli ve düşman çeşitliliği bol bir dünyası var. De işte başta bahsettiğim sabırlı olma kısmı can sıkıcı biraz. Zira öyküde (ki gayet sinematik sunumlu kendisi) ilerleyebilmek için hep belli bir seviye isteniyor ve bazen günlerce sadece günlük görev kasmak gerekebiliyor. Yani zamanınız ve sağlam bir tabletiniz varsa bu oyun kaçmaz. PS5 versiyonu da ayrıca keyifli onu da belirteyim. – Eren E.

Layton Brothers Mystery Room

Abicim sen Level-5’sın, büyük düşün! Sen ki mobilde her oyununu 75 liradan, 125 liradan satan paragöz bir firmasın. Ne demek bedavaya Mystery Room oynatmak?! Üstelik bir Layton oyunundan görmeyi umacağımız kalitede bir oyunu! Layton’un oğluyla gizemli davaları çözmek bu kadar ucuz olmamalıydı. Ha pardon, değilmiş de zaten. Meğer bazı davalar parayla satılıyormuş… Neyse, tüm vakalar için toplamda 10 lira yine bir şey değil. Bilgisayardan ve 3DS’imden uzak olabilirim ama Layton’dan asla! – Eser

Reigns

Hükümdar olmak çok kolay! Yapmanız gereken tek şey danışmanlarınızı dinleyip milyonları etkileyecek kararlar vermek. Zor olan din adamlarının isteklerini, halkın mutluluğunu, ordunun gücünü ve memleketin maddi kaynaklarını dengede tutmak. Ordu çok mu güçlü? Hoop darbe. Halk çok mu mutsuz? Gitti taht. Para mı bitti? Derdinizi oligarşiye anlatırsınız artık. – Anton

The Witcher: Monster Slayer

Biraderle plajda yürüyoruz. Bir elimizde telefon… Az önce bildirim geldi; buralarda bir canavar var. Gözlerimiz ekranda, kumsalı tarıyoruz. Kulağımızda dalga sesi, saçımızda rüzgâr… Ama biz başka âlemde, Velen bataklığındayız. Derken aradığımız şey ekranda beliriveriyor. Bir Su Cadısı… “Amanın! Şu çirkinliğe bak!” diye bağırıyorum. “Berbat bir karı!” diyor kardeşim. “Siğillere bak!” “Bacakları da yamuk bunun!” Biz ekrana bakarken hışımla yaklaşan ayak sesleri duyuyorum. Birisi tokadı basıyor elimdeki telefona. Su Cadısı’na baktığımız noktada yaşlı bir teyze varmış meğer… “Kime iğrenç diyonuz siz! Fotoğrafımı mı çekiyonuz yoksa?! Sapıklar!” diye başlıyor bağırmaya. Elinden zor kurtuluyoruz. Siz siz olun, nerede oynadığınıza dikkat edin. – M. İhsan

League of Legends: Wild Rift

Biraz oyunculuk habitatımdan uzaklaşayım diyorum ama yok canım çıkıyor. Bu kadar zor olmamalı ya! Hele MOBA konusunda durum daha da felaket. Kimyasal oynuyoruz resmen?! Bulursanız bana da söyleyin millet, şu sıcaklarda oynayabileceğimiz doğru düzgün mobil MOBA hiç yok. Kaliteli mobil MOBA konusunda Riot Games’in League of Legends: Wild Rift’in üzerine tanımam. Ezreal’ın bağımlısı oldu-

Şimdi böyle Twitter üzerine düşen ilk viral reklam tanesi gibi bir giriş yaptım ama dediklerimde çok da haksız sayılmam bence. Mobildeki MOBA’lara bakıldığında hiç şüphesiz ki en iyi oyun LoL: Wild Rift. Neredeyse PC’deki gibi hissettiren yapısını bunun en büyük sebebi tabii ki. “Canınız LoL çektiğinde kırınız” denebilecek bir acil durum düğmesi adeta. – Cevdet

BUNLAR DA GELECEK!

Bir de yolunu gözlediklerimiz var tabii. Bu sene ve önümüzdeki yıl içerisinde aile pikniklerini ve otobüs yolculuklarını daha çekilebilir kılacak neler gözüküyor bakalım ufukta?

Pokémon UNITE (Çıkış Tarihi: 22 Eylül 2021)

Koca uçuş bilgi ekranına bakıyorum ve görüyorum ki Check-in işlerini erkenden bitirmişim bile. Kapıların açılmasına 10 dakikadan fazla var. Canım inanılmaz derecede Pokémon GO’da PvP atmak istiyor ama GPS’i açarsam uçuş boyunca telefonumu kullanamam. Ben de kendimi Pokémon UNITE’in şefkatli kollarına atıyorum (GPS’i kapatmayı unutmadan tabii). Zaten 10 dakika içerisinde bir oyunun biteceğinden eminim, herhangi bir oyun terk etme riski de yok. Ben inanıyorum ya Eylül’den sonra kesin başıma gelecek bu bir kere! – Cevdet

Diablo Immortal (Çıkış Tarihi: 2021 Sonları)

Lütfen baştan anlaşalım. O şakayı yapmayacağız artık; zamanında yeterince yapıldı zaten. Hem size bir şey diyeyim mi? Sandığınız gibi kötü de değil bu oyun ha. Son yapılan iki testi de sömürürcesine oynamış ve “Tamam kardeşim, yok, bitti alfadaki hikâye. Git başka şeyler oyna artık, deli midir nedir?!” mesajını gördükten çok sonra bile oynamaya devam etmiş biri olarak gerçekten umutlu olduğum az sayıdaki Blizzard oyunundan birisi hatta.

Ton ve hikâye olarak tam Diablo 2 ve 3’ün arasında geçiyor. Daha ilk saatiniz dolmadan “Aaa Charsi! Aaa Akara! Oha, Xul?!” şeklinde sürekli tanıdık birilerini görüp duruyorsunuz zaten. E oynanış sistemlerini de gayet güzel ve sağlam kurmuşlar. İlk testte gördüklerimi oyunun “End-Game” kısmı sanıp “Yani güzel ama biraz daha değişik bir şeyler koysalarmış keşke” demiştim; sonra onun End-Game değil de öyle oyun içi normal sistemlerden biri olduğunu öğrendim. Son testte açtıkları Immortal ve Shadow fraksiyonları arası çekişme sistemi, bunun PVP’ye bağlanması falan derken… Aramızda kalsın ama, Immortal çok yüksek ihtimalle Diablo 3’ten bile daha gelişmiş ve iyi bir oyun olacak gibi duruyor. – Can

Final Fantasy VII: Ever Crisis (Çıkış Tarihi: 2022)

İlk başta “hobaa, bi tane yeniden yapım yeterdi ya” tepkisi verilen ama şöyle bir bakınca “uuu, yerim” moduna geçilen Ever Crisis, FF7 Remake’in aksine aslına tamamen sadık bir yeniden yapım ve hatta sadece ana oyunu değil, sonrasında gelen diğer oyunları ve Advent Children filmini de kapsıyor. Sadık dedim ama aralara yeni hikâye parçacıkları sıkıştırmayı da ihmal etmeyecekler; FF7 Remake’in yaptığı gibi çok değiştirmeyecektir ama olayı.

Hikâye bölüm bölüm çıkacak, bu bölümler tamamen ücretsiz oynanabilecek ama hızlandırıcı silahlar ve yeni karakterler gatcha sistemiyle elde edilebilecek, parayı oradan kazanacaklar. Kesin diğer oyunlarla ortak etkinlikler falan da olur. Sephiroth’u asıl baş düşmanı Sora’yla kesin kesebiliriz ileride. Veya Aerith ve Tifa’nın, 2B’den biraz moda dersi almasına hayır diyemeyeceğimdir. – Ömer

Final Fantasy VII: First Soldier (Çıkış Tarihi: 2021)

Final Fantasy’nin her şeyi olduğundan, her şeyin de Battle Royale’i olduğundan mantık bilimini haksız çıkarmamak adına doğada kendi kendine oluşan FF7: First Soldier kapalı betasında biraz çiğ dursa da farklı sınıfları, yetenekleri vs. ile fena da durmuyordu bakalım. – Ömer

Nier Reincarnation (Çıkış Tarihi: 28 Temmuz)

Yoko Taro’nun çılgın zihnine maruz kaldığımız Nier serisi aslında bir Drakengard yan oyunuydu ama Persona’da olduğu gibi boynuz kulağı geçti ve bu mobil oyunla seri enteresan yerlere doğru evrilmeye devam ediyor. Reincarnation’da Cage denen devasa kompleksin içinde bir hayalet yardımıyla dolanıp karakterler toplayacak ve sırlarını çözmeye çalışacağız. Sıra tabanlı savaşlar ana gelişim yolumuz olacak oyunun ve bir sonu mevcut, yalnız bedava olduğu için çeşitli grind noktaları ve bunları hızlandırmaya yarayan oyun içi ödemeler olacak gibi görünüyor. Siz bu yazıyı okurken oyun çıkmış olur zaten, kendi adıma merakla beklemekteyim bu yeni Nier macerasını. – Eren E.

Yorum yapın

Geçici Mail yks pdf indir instagram takipçi satın al tiktok takipçi satın al